“ Toplumsal yaşam kısır döngü gibi doğan çocuğun
ağlamasıyla başlıyor ergen insanın isyanıyla devam ediyor
yetişkin insanın bildiğini okumasıyla son buluyor."
KİMİN HAYATINI YAŞIYORUZ ?
Hayatı suflörlü yaşadığımız için kendimizi ifade etmekte güçlük çekiyoruz.
Tek başımıza bir yerlere gidemiyoruz hep giderken kimin yanında kendimiz güvende ve rahat hissediyorsak onu da sürüklüyoruz gittiğimiz yerlere.
Topluma karışmak ve toplum önünde konuşmak gibi büyük bir toplumsal fobimiz var.
Bunun altında yatan sebep ise daha küçüklükten beri sana hiç danışılmadan alınan kararlar sana seçme şansı sunulmadan büyükler tarafından yapılan tercihlerdir.
Sen sadece uygulamakla yükümlüsündür.
Büyüklerimizin yanlış yaptıklarından bahsetmiyorum ama doğru davrandıklarını da söylemiyorum.
Elbette çocuklarının iyiliği için onları düşündükleri için böyle davranıyorlar ama bu korumaktan çok baskı yapmaktır.
Bir çocuğa düşünme konuşma hakkı vermeden onu tehlikelerden koruduğunuzu savunamazsınız çünkü ona en büyük kötülüğü siz yapıyorsunuz onu yok sayıp kendi düşüncelerinizi ve karalarınızı uygulatıyorsunuz.
Oysa o bir birey kendi düşünceleri kendi kararları kendi duyguları var.
Başı boş bırakın hayatın içinde düşe kalka büyüsünler demiyorum onları yönlendirelim tecrübelerimizi anlatalım ders almalarını sağlayalım.
Ama bunu onların kişiliklerine saygı göstererek onları dinleyerek onlara düşünme konuşma fırsatı vererek yapalım.
Bize kendilerini ifade edebilsinler ki toplumsal hayatta özgüveni olmayan silik bir kişiliğe sahip bireyler olmasınlar.
Hadi !
“ Kendimize de çocuklarımıza da kendi hayatlarımızı yaşama şansı verelim. “
Salih ÇİÇEK
